Can Yücel 4 Kıtalık Şiirler

Network

Yönetici
Yönetici
#1
Can Yücel Şiirleri 4 Kıtalık

Modern Türk şairlerimizden birisi olan Can Yücel'in birbirinden güzel yazmış olduğu anlamlı 4 kıtalık şiirlere sayfamızdan bakabilirsiniz.Can Yücel hayatı hakkında kısaca bilgiler verecek olursak 21 Ağustos 1926 yılında İstanbul ilimizde dünyaya gelmiş olup 12 Ağustos 1999 yılında hayatını kaybetmiştir.



Değişik

başka türlü bir şey benim istediğim:
ne ağaca benzer, ne de buluta.
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim?
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..


Bir Cin Şiiri

Davaci zengin, davali yoksulsa
Zenginden yana isler yasa

Davaci yoksul, davali zenginse
Davalida kalir yine nizali arsa

Davaci da davali da zenginse davada
Ozur diler cekilir aradan kadi.

Davaci da davali da yoksulsa, bak,
Sade o zaman iste yerini bulur hak.


Ya`u

Elektrikler sondu dun gece,
Zorbela toplayip satrancin taslarini
M E C B U R E N yattik

Simsiyah kediler gibi dolasiyor kogusta
Uyuyan dostlarin nefesleri.
D O L A S S I N L A R azicik !

Tam ben de eve dogru aciliyordum
Sipirdatmadan hic kurekleri,
Yanmaz mi o tepemdeki yuz mumluk isik!

Bir kurek mahkumunu Bogazda sandal sefasina
Haklilar, birakmazlar tabii ama...
Ya`u ne guzel seymis meger K A R A N L I K !


Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici-hep, hep acele işi! -
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezberledim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu
40`ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul`a
Bir helalleşmek ister elbet, diğ`mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.


Öyle bi...

Temiz gömleğimi giydim talimden sonra
Ayaklarını yıkıyor çeşme başında erler
İşte sen öyle bir serindin
Tuzladan kaptılarla inerken şehre
Ne güzel şey sivil denmesi çıplağa
Ve gün-açık penceresinden meşelerin
Yamacın kuytusuna sokulmuş mavi
Ufacık bir parça deniz gibiydin

Şipka bibirleriyle konmuş okulun camlarına
Arnavut köyünün o muhacir güneşi
İşte sen öyle bir cumartesiydin.
Sahanlıkta saçlarını tarıyor kızlar
Raylar ondan böyle kıvılcımlanıyor
Köşeleri dönerken önlükleri altından
Dünyaya başlar gibi aybaşlarının kokusu
Kalkan al tranvaydın ergenlik durağımdan

Meyvahoşun orda bir sabahçı kahvesi
Gün ağarmıştı ama ben günaydın dedim
İşte sen öyle ışıklı bir yerdin
Bilmiyordum hiç burda bir fırın olduğunu
Diz çöktüm asfalta, baktım aşağı, üüüü`üh...
İşçiler ateşler ay çörekleri
Ve kılıç gibiydi taze ekmek kokusu...
Dağıttık evel-allah yalnızlıkları

Yaşamak düğünse, sen orda gelindin
Seni soydum, Güler, dünyayı giyindim

 
Son düzenleme:
Üst