Can Yücel Şiirleri 3 Kıtalık

Network

Yönetici
Yönetici
#1
Can Yücel 3 Kıtalık Şiirler

Ünlü Türk şairimiz olan Can Yücel'in kaleminden yazılmış olan en güzel ve derin anlamlar taşımakta olan birbirinden güzel üç kıtalık şiirlerini sayfamızdan okuyabilirsiniz.Can Yücel İstanbul'da dünyaya gelmiş olup 21 Ağustos 1926 yılında doğmuş olup 12 Ağustos 1999 yılında vefat etmiştir.



Sevgi Duvarı

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Yeşil Şiir

Baktikca cogalir yildizlar gecede
Parmaklarinla sayilmaz;
Kimi duyulur, kimi duyulmaz,
Dinledikce cogalir gecede,
Sesler gelir,
Ya hizlidan, ya yavastan.

Her sey kendi dilince konusur;
Karanlik ortse de ustunu
Gecede devam eder renk renk
Agacin dalinda, ruzgarda;
Her sey kendi rengince konusur.

Gozlerini kapatir beklerdi;
Yapraga benzer ellerini, avuclarini uzatir,
Beklerdi isitinceye dek
Agacin dalinda, ruzgarda;
Yesili duydu mu uyurdu
Ruyasinda...


Cığarayı Bırakma Kampanyası

Cığara içmek için bu millet
Yılda bir trilyon 200 milyar sayıyor...
Bu zebella meblağın yüzde altmışı
Dolaylı vergi olarak kaydediliyor
Bütçenin yüzde yani...
Madem emir büyük yerden geliyor
Be bakın bütün kokarcalar

`Zehir bu içtiğiniz!` diye bas bas bağırıyor,
Sağlığımızı geçik, yok ya zaten!
Sırf görülsün diye kim mert, kim namert
Bırakalım çocuklar, bu mereti,
Şu Dr. Nikotin denen kafirin icadını
Bırakalım hep birden Allah Aşkına!
Dişimizi sıkalım biraz!

Gün gelir, püfürdetiriz sonra
Neşemiz neşe,
Elcağızımızla ekip derlediğimiz,
İplere dizip güneşlerle kuruttuğumuz
Güzelim sarı sarmalarımızı
Tüttürdüğümüz fabrika bacaları gibi
Bu rejimin cenazesine karşı
Günahı yöneticilerin boynuna!
Emir onlardan,bizden uyması!...


Hayır

Dinlensin diyedir gözlerimiz
Bu önümüzde açılıp giden manzara;
Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir,
Ve tanrılar boşluktan bıkınca.

Ellerimize malum olur nedense
Suların rengi balıklarıyla, çiçekleriyle,
Düşünmenin huzuru ayan olur;
Soğuğun sessizliği hakeza.

Yuvarlanan yıldızlar içinde saçlarımız,
Boylarımız bü`yü`r usul usul;
Duyulmasın diye gürültüler uykularda
Yağmurlar yağar geceleri.



Pul Pul

Sağ gözü ağladı önce, durduğu yerde,
Ne acıdığından, ne de kederinden;
Zati ilk düşen damlada
Ne insanlar, ne kendisi vardı...

Koştular çırılçıplak,
Mağara duvarlarına çizilmiş ceylan gözleri,
Koştular, koştular sahile;
İlk düşen damlada deniz vardı...

Şaşırdılar, utandılar da birbirlerinden
Daldılar, daldılar derine
Nefesleri, nefesleri kesilinceye dek;
Işıklı bitkiler içinde
Işıklı balıklar gördüler,
Şaşırdılar, şaşırdılarda ...
Zati ilk düşen damlada güneş vardı...

 
Son düzenleme:
Üst